Termodinamiğin birinci yasası der ki, bir sistemin iç enerjisindeki değişim miktarı, o sisteme ilave edilen ısı miktarı ile sistemin çevresine uyguladığı iş arasındaki farka eşittir.

1931 yılında Fowler isimli İngiliz bir fizikçinin ortaya koyduğu bu kanuna göre enerji yok olmaz ya da yoktan var edilemez. Sadece dönüşür. Buna Enerjinin Korunumu da denir. Fikirlerimiz, icatlarımız, duygularımız da bu dönüşümle var olurlar ve ihtiyaçlarımız yok olmadığı için tüm ihtiyacımıza yönelik fikirlerimiz ve icatlarımız dönüşüme uğrar.
Barınma ihtiyacını mağaralar ile karşılayan insanoğlunun daha güvenli, daha korunaklı ve daha konforlu evler inşa etmesinin nedeni de iletişim ihtiyacımızı karşılayan, tellerine kuşlar konan telgraflardan anlık mesajlaşma uygulamalarına geçişimiz de bu doğrultuda düşünülebilir.

Yıllar önce MSN Messenger kullanırken SMSten sonraki çağ olarak düşünüp sonrasında WhatsApp ve devamında insanların nereye yönelecekleri üzerine saatlerce konuştuğumuzu hatırlıyorum. Yeni fikir bulunmaz, fikirler sadece uyarlanır. İhtiyaçlar aynı kaldığı sürece insanoğlu iletişim, barınma vb. bir çok temel ihtiyacına yeni fikirler ile değil sadece elindeki fikirleri yenileyerek çözüm bulabilir. Çünkü günün sonunda ömrünü dolduran her şey yenilenmeye ihtiyaç duyar.

Peki ya yeni bir ihtiyacımız oluşursa?!

Yeni bir ihtiyaç sadece ihtiyaçlar hiyerarşisinin yenilenmiş hali olabilir. Yeni bir ihtiyaç yoktan var edilemez tıpkı ihtiyaçlarımızın vardan yok olamayacağı gibi…